Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Türkiye’de KOBİ’lerin hem sayısı hem de istihdamdaki payı dünya ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, katma değer üretiminde %41,2 ile küresel ortalamanın (%50) altında kalması dikkat çekiyor. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, bu durumun ekonomide büyük bir kırılganlık yarattığını belirterek, KOBİ’leri yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçişin şart olduğunu vurguladı.
Sönmez, KOBİ’lerin ekonomideki kritik rolüne değinirken, verimlilik açığının kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini ifade etti. Yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini belirtti.

Türkiye’deki KOBİ’lerin işletme sayısıda %99,6, istihdamda ise %68,5 ile dünya ortalamasının üzerinde yer aldığını belirten Sönmez, “Ancak katma değer üretimine geldiğimizde %41,2 ile küresel ortalamanın altında kalıyoruz. Bu durum, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var; toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor.” dedi. Son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunlarının üretimi, katma değeri ve ülke ekonomisini olumsuz etkilediğini ekledi.
Sönmez, kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını söyledi. Yüksek KOBİ sayısının ekonominin gücü olduğunu ancak verimli olmamalarının kırılganlık yarattığını belirtti. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçıların, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat daha fazla istihdam sağladığını ve çalışan başına iki kat daha üretken olduğunu aktardı. Çalışan başına katma değerin mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye çıktığını ifade eden Sönmez, “Bu durum, dinamik ve kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor. Kayıp orta sorununun başlıca nedenleri kayıt dışılık, finansal okuryazarlık eksikliği ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin sınırlı kalmasıdır.” diye konuştu.
KOBİ’lerin kurumsallaşma eksikliğinin, banka kredisi ve sermaye piyasalarına erişimi daralttığını, bu durumun da ölçek büyütmeyi finanse edilemez hale getirdiğini vurguladı. Verimlilik açığını kapatmanın temel yolunun işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçtiğini savundu.
Yüksek kredi faiz oranlarının (ticari kredi faizleri %45-55 bandında) üretim yapmayı matematiksel olarak imkansız hale getirdiğini belirten Sönmez, kısa vadeli kredilerin yatırımları baltaladığını söyledi. Vadelerin 36 ayda kalmasıyla yatırıma yönelmek yerine günü kurtarmaya odaklanıldığını ifade etti. Ayrıca, bilançosu güçlü olmayan KOBİ’lerin teminat yetersizliği nedeniyle finansal sistemin dışında kaldığını ve bunun konkordato başvuruları ile kapanan şirket sayılarında görüldüğünü belirtti.
KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapanların oranının ise sadece %1 civarında olduğunu hatırlatan Sönmez, nakit akışı yönetimi önceliği nedeniyle dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarının ertelendiğini söyledi. Ertelenen bu yatırımların rekabetçiliği olumsuz etkilediğini vurguladı. Yapay zeka gibi teknolojilerin deneme düzeyinde kaldığını, en büyük eksikliklerin strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman alanlarında olduğunu belirtti. Para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor; paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerektiğini ifade etti.
İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolunun, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçtiğini ifade eden Sönmez, birçok işletmenin pazar bilgisi, alıcı bağlantıları, sertifikasyon, lojistik veya finansman erişimi eksikliği nedeniyle ihracata başlayamadığını belirtti. Bu kapsamda Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması gerektiğini önerdi. Ayrıca, hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu gibi konularda destek sağlanmasını talep etti.
Sönmez, TÜRKONFED olarak beş maddelik somut bir finansman reçetesi önerdiklerini açıkladı: 1. Kredi mekanizmalarının çeşitlendirilmesi ve KGF ile kalkınma bankalarının daha aktif rol alması. 2. Teminat yapısının esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıkların kabul edilmesi. 3. Finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmesi. 4. Makroekonomik öngörülebilirliğin sağlanması. 5. Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programların uygulanması. Ayrıca, kredi büyüme sınırlarinin sektörel olarak yeniden kalibre edilerek ihracat yapan ve istihdam yaratan firmaların spekülatif kredi kullanımıyla aynı kefeye konulmaması gerektiğini belirtti.
Sönmez, önümüzdeki on yılın politika çerçevesini KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçişin belirleyeceğini vurgulayarak, bunun ön koşullarını makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına nefes alanı ve hukuk güvenliği olarak sıraladı. Dünya Bankası’nın da belirttiği gibi sanayi politikasının tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutamayacağını belirten Sönmez, “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” sözleriyle açıklamasını tamamladı.