Haberi Paylaş...

Denizli’nin köklü bağcılık merkezlerinden Çal, ilk kez yerel üzümü Çal Karası’na adanan kapsamlı bir sempozyuma ev sahipliği yaptı. Çal Bağ Yolu öncülüğünde düzenlenen sempozyum, üzümün tarihsel yolculuğunu, bağcılık, önoloji ve turizm ekseninde ele alarak bölgenin marka değerini yükseltmeyi amaçladı.

Akademisyenler, bağcılar, önologlar, turizm profesyonelleri, sektör temsilcileri, yerel halk ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleşen etkinlik, bölgenin bağcılık hafızasını ve gelecek potansiyelini görünür kıldı. Sempozyumun ana mesajlarından biri, Çal Karası’nın sadece yerel bir üzüm değil, Çal’ın marka kimliğini taşıyan güçlü bir sembol olarak değerlendirilmesi gerektiğiydi. Bölgenin iklim yapısı, köklü bağcılık geleneği ve üreticilerin iş birliği kültürü, Çal’ın önoturizm açısından taşıdığı potansiyeli daha da belirginleştirdi.

Vino-Marketing ve Önoturizm Danışmanı Seray Kocaemre’nin koordinasyonunda gerçekleşen ve sınırlı katılımcı kontenjanı nedeniyle yoğun ilgi gören sempozyumda, katılımcılar Çal Karası’nın geçmişten bugüne uzanan hikayesini uzmanlardan dinleme fırsatı buldu. Etkinliğe Denizli Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanvekili Ali Marım, Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan ve Bekilli Belediye Başkanı Önder Demir gibi önemli isimler de katıldı.

Üzümün Kadim Yolculuğu ve Bağcılık Üzerine Değerlendirmeler

Sempozyumun ilk oturumu, Çal’daki bağcılığın tarihsel yolculuğuna odaklandı. Prof. Dr. Celal Şimşek moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, bölgedeki üzümün arkeolojik, kültürel ve gıda perspektiflerinden tarihi izleri ele alındı. Aşağıseyit Höyük’te bulunan 3.500 yıllık üzüm çekirdekleri ve Ekşi Höyük’ün bulguları, bölgenin erken tarım topluluklarına ışık tuttu. Dionysos’un şehri Dionysopolis’in varlığı da dikkat çeken konular arasındaydı.

İkinci oturumda ise Çal Karası, bağcıların gözünden değerlendirildi. Prof. Dr. Ahmet Altındişli moderatörlüğündeki panelde, yaşlı bağların korunması, sürdürülebilir bağcılık, küresel iklim değişikliğine karşı Çal Karası’nın dayanıklılığı ve köylünün katma değerli üretimdeki rolü gibi konular tartışıldı. Geleneksel terbiye sistemlerinin önemi ve coğrafi işaret süreçlerinin bölgeye yaratacağı değer vurgulandı.

Önolojik Potansiyel ve Bölgesel Kalkınma

Üçüncü oturumda Çal Karası’nın önolojik potansiyeli incelendi. Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu moderatörlüğündeki panelde, üzümün üretim teknikleri, stil çeşitliliği ve fenolik özellikleri değerlendirildi. Çal Karası’nın yüksek doğal asiditesi ve aromatik esnekliği sayesinde farklı şarap stillerine uyarlanabilen çok yönlü bir çeşit olduğu belirtildi. Renk ve fenolik yapısının yanı sıra yıllanma sürecindeki potansiyeli de ele alındı.

Sempozyumun dördüncü ve son oturumunda, Çal Karası’nın bölgeye katkıları konuşuldu. Prof. Dr. Hakan Karaca moderatörlüğündeki panelde, Çal Karası’nın Çal Bağ Yolu, turizm, şehir markalaşması ve bölgesel kalkınma eksenindeki rolü değerlendirildi. Üzümün gelecekte yaratabileceği ekonomik, kültürel ve turistik değer vurgulanırken, bölgenin önoturizm potansiyeline katkısı global örneklerle karşılaştırıldı.

Çal Bağ Yolu Deneyimi ve Gelecek Hedefleri

Sempozyum kapsamında düzenlenen Çal Bağ Yolu deneyimi, katılımcılara tarihi şaraphaneleri, Aşağıseyit Höyük ve Ekşi Höyük kazı alanlarını gezme fırsatı sundu. Bu ziyaretler, bölgenin binlerce yıllık yerleşim tarihi ve kültürel mirası hakkında derinlemesine bilgi sağladı.

Çal Bağ Yolu’nun bölgeye etkisi de paylaşıldı. Kurulduğu günden bu yana bölgeye 70.000’den fazla ziyaretçi çeken ve yaklaşık 4.000 kişinin hayatına dokunan Çal Bağ Yolu, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın tanıtım rotalarında yer alarak bölgenin ulusal ve uluslararası görünürlüğünü artırdı.

İlk kez düzenlenen Çal Karası Sempozyumu, bölgenin bağcılık mirasını akademi, sektör profesyonelleri, üreticiler, turizmciler ve yerel halkla buluşturarak önemli bir başarıya imza attı. Sempozyumda ortaya çıkan değerlendirmeler, Çal Karası’nın bilimsel araştırmalar, katma değerli üretim, kültürel miras, gastronomi ve önoturizm eksenlerinde geleceğe taşınabilecek güçlü bir bölgesel değer olduğunu gösterdi. Çal Bağ Yolu, önümüzdeki yıllarda da bu çalışmaları sürdürmeyi hedefliyor.

Tatlı Blog
Tatlı Blog