Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP), NATO politikaları ve küresel silahlanma harcamalarındaki artışa dikkat çekerek, savaşların yol açtığı çevresel yıkımın boyutlarına vurgu yaptı. Platform, acil bir “iklim adaleti ve yaşam politikaları” çağrısında bulundu.
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Makine Mühendisi Sadık Yurtman aracılığıyla yayımlanan açıklamada, savaşların sadece insan hayatını değil, doğayı ve ekosistemleri de onarılamaz biçimde tahrip ettiği belirtildi. Savaşların ormanları yok ettiği, su kaynaklarını kirlettiği ve toprakları zehirlediği vurgulanırken, “Doğanın düşmanı yalnızca rant politikaları değildir. Militarizm de doğanın en büyük yıkım güçlerinden biridir” denilerek, silahlanma yarışının mevcut çevresel krizleri daha da derinleştirdiği ifade edildi.
TÜRÇEP, özellikle NATO gibi askeri ittifakların güvenlik anlayışının silahlanma ve caydırıcılık üzerine kurulu olmasını eleştirdi. Bu durumun, iklim kriziyle mücadele için ayrılması gereken kaynakların azalmasına neden olduğu öne sürüldü.
Açıklamada, küresel önceliklerin acilen yeniden gözden geçirilmesi gerektiği savunularak, “Bugün insanlığın ihtiyacı daha fazla füze değil, daha fazla ormandır. Daha fazla savaş uçağı değil, temiz su kaynaklarıdır. Daha fazla askeri üs değil, doğal yaşam alanlarıdır.” çağrısı yapıldı.
Platform, çevreyi savunmanın ve barış talep etmenin demokratik bir hak olduğunu vurgularken, savaş karşıtı görüşlerini dile getiren yurttaşlara yönelik yargısal süreçlerin kaygı verici olduğunu belirtti. NATO zirveleri ve artan askeri harcamaların, çevresel politikaları geri plana ittiği savunuldu.
Türkiye’nin de üyesi olduğu askeri yapılar nedeniyle silahlanma harcamalarının arttığına ve bunun iklim kriziyle mücadele için ayrılan kaynaklarda kayba yol açtığına dikkat çekildi.
TÜRÇEP, çağrısını şu noktalarda topladı: Silahlanma yerine iklim adaletine yatırım yapılması, savaş politikaları yerine yaşam politikalarının öncelenmesi, çevre ve barış savunucularının ifade özgürlüğünün korunması ve gerçek güvenliğin doğadan geçtiği. Açıklama, “Yeryüzünün gerçek güvenliğinin silah depolarında değil; ormanlarda, sulak alanlarda ve temiz su kaynaklarında olduğu” sözleriyle sona erdi.