Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

İletişim danışmanı ve yazar Özgür Aras, 14. kitabı ‘Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim’ ile okurlarıyla buluştu. Kitap, Sezen Aksu’nun önerdiği isimle, ayrılık sonrası yaşanan içsel dönüşümü ve yeniden yapılanmayı ele alıyor. Geliri TOÇEV’e bağışlanacak olan bu eser vesilesiyle Aras ile aşk, ilişkiler, kariyeri ve yeni projeleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Ünlü isimlerin iletişim danışmanlığının yanı sıra yazarlığı ve işletmeciliğiyle de tanınan Özgür Aras, kariyerindeki 33 yıllık başarısının sırrını paylaştı. Aras, başarısının temelinde doğru insanlarla kurduğu sürekli iletişim, geleceği öngörme yeteneği, kendini bir pazarlamacı gibi görmesi ve her durumda zaferin tohumlarını arama çabası olduğunu belirtti. Dürüstlüğün ve öz sezilere kulak vermenin önemine de değinen Aras, hatalardan ders çıkararak ve rakiplerini küçümsemeden ilerlediğini vurguladı. Kendine olan güvenin, başarıdaki en önemli faktörlerden biri olduğunu ekledi.

‘Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim’ isimli kitabın yazılma fikri, ayrılıkların ardındaki sessizliği ve bireyin bu süreçte yaşadığı dönüşümü anlatma isteğinden doğmuş. Aras, kitabın bir ayrılık kitabı olmaktan çok, ayrılıktan sonra kişinin kendini kaybetmemesi için bir rehber niteliği taşıdığını ifade etti. Kitabın ismi ise Sezen Aksu’nun önerisiyle belirlenmiş ve bu durum Aras için unutulmaz bir anı olmuş.
Ayrılığın insanı neden bu kadar derinden sarstığı sorusuna Aras, sadece bir ilişkiyi değil, aynı zamanda hayal edilen geleceği ve kurulan hikayeleri de kaybetmenin yasını tutulduğunu belirterek yanıt verdi. Mutlulukta herkesin iyi görünebileceğini, ancak ayrılıkta insanın gerçek yüzünün ortaya çıktığını ve bu süreçte ya incindiğini ya da olgunlaştığını söyledi. Çivi çiviyi söker mi sorusuna ise, bazen söktüğünü ancak izinin kaldığını, yeni bir ilişkiyle eski acıyı kapatmaya çalışmanın ertelemek olduğunu belirtti.

Affetmenin zorluğuna değinen Aras, başkalarını affederken güçlenildiğini ancak kendimizi affederken suçlulukla yüzleşildiğini ve bu nedenle kişinin kendini affetmesinin en büyük cesaret olduğunu vurguladı. Acıya tutunmanın bir yanılsama olduğunu, acının kimlik değil, sadece bir durak olduğunu söyledi. Aşka yeniden inanmak için öncelikle kendine inanmak gerektiğini, kendine güvenen bir insanın aşktan korkmayacağını ifade etti. Her vedanın yeni bir başlangıç olduğunu ancak bu başlangıçların hiçbirinin aynı olmayacağını, daha bilgece ve farklı olacağını sözlerine ekledi.
Bu kitabı kimlerin okuması gerektiği sorusuna Aras, ayrılık yaşayanların değil, ayrılıktan sonra kendini kaybetmek istemeyenlerin okuması gerektiğini belirtti. Kitabın, ayrılığın bir son değil, insanın kendine söylediği en dürüst cümle olduğunu anlattığını özetledi. Kitabın kişisel bir ayrılığın değil, ayrılığın insanlarda bıraktığı ortak izlerin bir ürünü olduğunu ve evrensel bir duyguyu konuştuğunu ifade etti.

Kendini bir ilişki uzmanı olarak konumlandırmadığını belirten Aras, uzmanlık iddiasında bulunmadığını, öğretmek yerine eşlik ettiğini söyledi. Kitabın ‘böyle yap’ diyen bir kitap değil, ‘yalnız değilsin’ diyen bir kitap olduğunu vurguladı. Piyasada çok sayıda ilişki kitabı olmasına rağmen, çoğunun ayrılığı değil, ilişkileri anlattığını veya ayrılığı romantize edip yargıladığını belirtti. Kendisinin ise ayrılığın içinden geçmeyi sakin bir dille anlatmak istediğini söyledi.
Ayrılığı normalleştirmenin insanları vazgeçmeye teşvik etmeyeceği, aksine gerçeği kabul etmeyi sağlayacağı görüşünü savundu. Bu kitabın insanları daha duygusal veya kırılgan yapmayacağını, duygularını bastıranların kırılgan olacağını, kitabın ise bastırmayı değil, fark etmeyi önerdiğini belirtti. Mutlu ilişkiler yaşayanlar için kitabın karamsar olmadığını, çünkü kitabın ayrılığı övmediğini, ayrılık ihtimaline rağmen insanın kendisiyle bağını korumasını anlattığını ekledi.
Aşk acısından para kazanmanın etik olup olmadığı sorusuna Aras, insanların acıyı zaten yaşadığını, kendisinin bu acıyı sömürmediğini, sadece acıyla baş edebilmeleri için bir dil sunduğunu söyledi. Kitabı yazmanın bir terapi süreci olmadığını, insanların yaşadığı ortak duygulara ayna tutma çabası olduğunu belirtti. Okurun kitaptan kendini suçlamadan, kendine şefkatle bakarak ve acele etmeden devam edebileceğini hissederek çıkmasını umduğunu dile getirdi.

Daha önceki kitapları hakkında da konuşan Aras, aşkı tek bir yerden anlatmadığını, aşkın bazen mutluluk, bazen acı, bazen de ayrılık olabildiğini belirtti. ‘Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim’ kitabının aşkı inkâr etmediğini, aşkın bittiği yerde insanın kendisiyle ne yaptığına odaklandığını söyledi. Aşk yerine sevginin gücüne inandığını, çünkü sevginin emek, sabır istediğini ve kalıcı olduğunu vurguladı. Aşkın yakıp geçtiği yerde, sevginin insana kendisiyle kalmayı öğrettiğini anlattığını ifade etti.
İletişim danışmanlığı, mekan işletmeciliği ve kitap yazarlığı gibi farklı alanlardaki kariyerlerinde kendini en çok ‘Özgür’ hissettiği anı sorulduğunda Aras, hepsinin kendisi olduğunu ve enerjisini katmadığı hiçbir işin başarılı olacağına inanmadığını söyledi. Yazarken de, mekanında dans ederken de aynı Özgür olduğunu, çünkü hepsinin kendi üretiminin ve karakterinin farklı yansımaları olduğunu belirtti. 15. kitabın da geleceğini müjdeleyen Aras, okuyucuyla buluşmanın ve onlardan gelen yorumların kendisi için özel bir duygu olduğunu, kelimelerin kendiliğinden sayfalara döküldüğü üretim süreçlerinin devam edeceğini ve uzun yıllar hem yazmaya hem de aşık olmaya devam edeceğini söyledi.