Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Avrupa Birliği destekli “İklime Hazır İzmir: Direnç Stratejisinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS)” projesinin kapanış konferansı, İzmir’in iklim geleceğine dair çarpıcı analiz sonuçlarını gözler önüne serdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Planlama Ajansı’nın paydaşları arasında yer aldığı proje kapsamında yapılan çalışmalarda, kentte sıcaklıkların 4 ila 5 derece artabileceği, aşırı yağışların %40’a kadar yükselebileceği, sıcak hava dalgalarının 90 güne kadar uzayabileceği ve deniz seviyesinin en kötü senaryoda 1,7 metreye kadar yükselebileceği ortaya konuldu.
İzQ İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen CRIZ-ERS Projesi Kapanış Konferansı’nda iklim değişikliğinin kent yaşamına etkileri, afet riskleri, kent dayanıklılığı ve iklim yönetişimi gibi kritik konular ele alındı. Yaklaşık iki yıl süren proje boyunca İzmir’in iklim riskleri il ve ilçe ölçeğinde detaylı olarak analiz edildi. Bu risklere karşı geliştirilebilecek uyum ve direnç stratejileri de kapsamlı bir şekilde değerlendirildi.
Konferansın açılış konuşmasını yapan İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, iklim kriziyle mücadelenin yalnızca teknik yatırımlarla aşılamayacağını vurguladı. Toplumsal davranış değişikliğinin ve ortak hareket kültürünün, altyapı yatırımları kadar kritik olduğunu belirten Velibeyoğlu, iklim değişikliğinin çok boyutlu bir kriz haline geldiğini söyledi. Yerel çözümlerin ve iş birliklerinin belirleyici rolüne dikkat çeken Velibeyoğlu, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve özel sektör arasındaki güçlü iş birliği mekanizmalarının önemini vurguladı. İzmir’de başarıyla uygulanan ve 30 ilçeye yayılan Yurttaş Meclisleri çalışmalarının, su, gıda, enerji, kültür ve sağlık gibi temel başlıkları doğrudan yurttaşlarla birlikte ele aldığını belirten Velibeyoğlu, “İklim krizine karşı dayanıklılık ancak güçlü topluluklar ve ortak hareket etme kültürüyle mümkün olacak” dedi.
İzmir Planlama Ajansı İklim Yönetişimi Uzmanı Berkay Yılmaz, Avrupa Birliği İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu kapsamında yürütülen çalışmaları aktardı. Yılmaz, Avrupa Birliği’nin 2030 yılına kadar 112 öncü kent oluşturma hedefi doğrultusunda, İzmir’in 370 kent arasından seçilen önemli şehirlerden biri olduğunu belirtti. Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkeler için ayrılan 12 şehirlik kontenjan içerisinde yer alan İzmir’in, İstanbul ile birlikte Türkiye’yi temsil ettiğini söyledi. Tarım, turizm, sanayi ve liman kenti özelliklerini bir arada taşıyan İzmir’in, yüksek yenilenebilir enerji potansiyeliyle de öne çıktığını ifade etti.
Yılmaz, Avrupa Birliği’nin misyon yaklaşımını yerelleştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüklerini ve hazırlanan kentsel politika notları kapsamında İzmir’in karşı karşıya olduğu 10 temel zorluğun belirlendiğini anlattı. Bu zorlukların “İzmir’in 10 Misyonu” olarak adlandırıldığını ve İzmir Misyon Laboratuvarı (M-Lab) bünyesindeki çalışmaların bu öncelikler doğrultusunda şekillendirildiğini belirtti. İzmir Misyon Eylem ve Uygulama Platformu’nun (EMRAP) kentteki iklim dönüşümünün koordinasyon merkezi olacağını söyleyen Yılmaz, “Platforma dahil olan kurumlar kendi faaliyet alanlarında iklim hedefleriyle uyumlu yol haritaları hazırlayacak. Bu çalışmalar kurumların stratejik planlarına da entegre edilecek. Avrupa Birliği’nin yeni yaklaşımında yalnızca belediyelere görev verilmiyor. Tüm kent ekosistemi sürece dahil ediliyor” dedi.
Projenin çıktılarını paylaşan Dr. Çağrı Tükel, “İklime Hazır İzmir: Direnç Stratejisinin Geliştirilmesi” projesinin üç aşamada tamamlandığını açıkladı. İlk aşamada İzmir genelindeki iklim tehlikeleri ve risklerin değerlendirildiğini, ikinci aşamada çalışmaların Konak ilçesi ölçeğine indirildiğini ve üçüncü aşamada ise belirlenen risklere karşı uyum ve adaptasyon eylemlerinin ele alındığını belirtti. İzmir genelinde sıcak hava dalgaları, tarımsal kuraklık, taşkınlar, deniz seviyesindeki yükselme ve orman yangınları incelenirken, Konak ilçesinde ise sıcak hava dalgaları, taşkınlar ve deniz seviyesindeki yükselmenin öncelikli risk alanları olarak belirlendiği kaydedildi.
İklim tehlikeleri ve ilişkili risklere ilişkin sunum yapan Dr. Çağrı Hasan Karaman, küresel iklim modelleri kullanılarak İzmir’in gelecekte karşılaşabileceği iklim risklerinin analiz edildiğini söyledi. Karaman, iyimser senaryolarda sıcaklıkların 2 ila 3 derece, kötümser senaryolarda ise 4 ila 5 derece artabileceğini belirtti. Toplam yağış miktarının azalacağını ancak yağışların daha kısa sürede ve daha şiddetli gerçekleşeceğini belirten Karaman, İzmir’in gelecekte daha kurak bir iklime sahip olacağını ancak aşırı yağışların daha sık görüleceğini ifade etti.
İklim değişikliğinin en önemli etkilerinden birinin sıcak hava dalgaları olduğunu belirten Karaman, gelecekte sıcak hava dalgalarının süresinin 20 ila 60 gün arasında değişebileceğini, bazı senaryolarda ise bu sürenin yaklaşık 90 güne kadar çıkabileceğini söyledi. Bu durumun özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireyler üzerinde ciddi sağlık riskleri yaratabileceği vurgulandı.
Proje kapsamında deniz seviyesi yükselmesi ve kıyı taşkınlarına ilişkin analizlerin de gerçekleştirildiğini belirten Karaman, İzmir Körfezi’ndeki mareograf istasyonlarından elde edilen yaklaşık 25 yıllık verilerin kullanıldığını söyledi. Yapılan analizlere göre, 100 yıllık tekrarlama periyoduna sahip aşırı bir olayda deniz kabarmasının yaklaşık 70 santimetreye ulaşabileceği ifade edildi. İklim değişikliğinin etkisiyle buna deniz seviyesi yükselmesinin de ekleneceği belirtildi. İyimser senaryolarda deniz seviyesinin yaklaşık 60 santimetre, kötümser senaryolarda ise yaklaşık 80 santimetre yükselebileceği kaydedildi. Deniz kabarması ve deniz seviyesi yükselmesinin birlikte değerlendirildiği en kötü senaryoda, yüzyılın sonuna doğru su seviyesinin yaklaşık 1,7 metreye ulaşabileceği uyarısı yapıldı.
Konferansın ikinci bölümünde, iklim değişikliğinin farklı boyutları uzmanlar tarafından ele alındı. Doç. Dr. Meltem Şenol Balaban afet risk yönetimi perspektifinden iklim risklerinin analizini ve uyum eylemlerini değerlendirirken, Doç. Dr. Selda Tuncer iklim krizinin sosyoekonomik etkilerine dikkat çekti. Dr. Banu Gökmen kültürel miras alanlarının iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Prof. Dr. Osman Balaban ise İklim Kanunu sonrasında Türkiye’de yerel iklim eylemlerinin öneminin daha da artacağını vurguladı.