Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı ‘Çevremizdeki savaş, enerji krizi ve Türkiye’nin stratejik gücü’ başlıklı yazısında, küresel enerji piyasalarındaki mevcut durumu ve Türkiye’nin bu konudaki stratejik konumunu detaylı bir şekilde analiz etti. Avşar, savaşların ve jeopolitik gerilimlerin enerji arz güvenliği üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, Türkiye’nin bu zorlu süreçte izlediği proaktif politikaların önemini vurguladı.
Avşar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Türkiye’nin enerji alanında yıllardır süregelen hazırlıklarının ve öngörüsünün altını çizdi. Bakan Bayraktar’ın kamuoyunu aydınlatan ve endişeleri gideren açıklamalarının, AK Parti’nin bilgiye hakimiyetinin ve siyaset üretme becerisinin bir yansıması olduğunu belirtti. Küresel enerji sisteminin son on yılda giderek artan kırılganlıklar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle yeniden şekillendiğini ifade eden Avşar, özellikle ABD-İsrail-İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı’nı fiilen devre dışı bırakmasının yarattığı etkiye dikkat çekti. Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin ve önemli miktarda LNG arzının geçtiği kritik bir nokta olduğunu hatırlattı.
Enerji piyasalarının yapısal özelliklerine göre jeopolitik şokların lineer değil, çarpan etkisi yarattığını belirten Avşar, bunun spot ve vadeli piyasalarda risk priminin yükselmesine, sigorta ve navlun maliyetlerinin artmasına neden olduğunu söyledi. Bu durumun, petrol fiyatlarında yaşanan sıçramaların temel nedenlerinden biri olduğunu ve küresel enflasyon, büyüme ve finansal istikrar üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Orta vadede enerji ticaretinin coğrafi ve sözleşme mimarisinde belirgin bir yeniden yapılanma eğilimi gözlemlendiğini, enerji arz güvenliğinin artık sadece kaynağa erişim değil, erişimin sürekliliği, çeşitliliği ve jeopolitik güvenliği ekseninde tanımlandığını ekledi.
Avşar, Türkiye’nin enerji politikasındaki en önemli paradigma değişiminin, ‘yüksek bağımlılık-düşük kontrol’ denkleminden ‘çeşitlendirilmiş bağımlılık-yüksek esneklik’ modeline geçiş olduğunu belirtti. Bu modelin, bağımlılığı sıfırlamayı değil, yönetilebilir ve dağıtılmış bir yapıya dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Mevcut kriz bağlamında Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığın petrol tarafında yaklaşık %10 seviyesinde kalması ve doğal gazda bu hatta doğrudan bir bağımlılığın bulunmaması, bu stratejinin somut çıktılarından biri olarak gösterildi.
Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlayan en kritik unsurlardan birinin, kaynak ve rota çeşitlendirmesinde ulaşılan düzey olduğunu vurgulayan Avşar, şunları sıraladı:
Bu yapının, tekil bir jeopolitik şokun sistem geneline yayılmasını engelleyen bir ‘çoklu denge mekanizması’ oluşturduğunu belirtti. Özellikle LNG tarafında sağlanan esnekliğin, küresel piyasalardaki dalgalanmalara hızlı tepki verme kapasitesini artırdığını ifade etti.
Avşar, Türkiye’nin ithalat tarafında olduğu kadar üretim tarafında da pozisyonunu güçlendirmeye yönelik adımlarına dikkat çekti. Karadeniz’de devreye alınan doğal gaz üretiminin, stratejik açıdan son derece kritik bir eşik anlamına geldiğini söyledi. Yerli üretimin artmasının, cari açığı azaltmakla kalmayıp, fiyat oynaklıklarına karşı iç piyasanın daha dirençli hale gelmesini sağlayacağını belirtti. Yurt dışı arama ve üretim faaliyetlerinin genişletilmesinin de bu stratejinin tamamlayıcı bir unsuru olduğunu ve farklı coğrafyalarda elde edilen üretim haklarının, ‘sınır ötesi yerli kaynak’ işlevi gördüğünü ekledi.
Nükleer enerji alanında kaydedilen ilerlemenin, Türkiye’nin enerji güvenliği perspektifinde yapısal bir sıçramaya işaret ettiğini belirten Avşar, baz yük üretim kapasitesini artıracak nükleer santrallerin, hem arz sürekliliğini sağlayacağını hem de ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığı kademeli olarak azaltacağını söyledi. Küçük modüler reaktörlere yönelik hukuki ve teknolojik altyapının oluşturulmasının, Türkiye’nin bu alanda kullanıcı ve geliştirici aktör olma potansiyelini güçlendireceğini vurguladı.
Enerji fiyatlarındaki küresel dalgalanmaların iç piyasaya etkisinin sınırlandırılması amacıyla uygulanan kamu politikalarının, Türkiye’nin kriz yönetim kapasitesinin önemli bir bileşeni olduğunu ifade eden Avşar, vergi düzenlemeleri, sübvansiyonlar ve kademeli tarife mekanizmaları aracılığıyla fiyat şoklarının hane halkına doğrudan yansımasının engellendiğini belirtti. Ancak bu tür müdahalelerin mali sürdürülebilirliğinin dikkatle yönetilmesi gereken bir alan olduğunu ve enerji güvenliği ile mali disiplin arasındaki dengenin esas olduğunu hatırlattı.
Tüm bu unsurlar değerlendirildiğinde, Türkiye’nin mevcut küresel kriz karşısında pasif bir konumda olmadığı, aksine çok boyutlu ve proaktif bir stratejiyle hareket ettiği sonucuna varıldığını söyleyen Avşar, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlama, dışa bağımlılığı yönetilebilir seviyelere çekme, yerli üretimi artırma ve yeni teknolojilere yatırım yapma ekseninde şekillenen bu yaklaşımın, ülkeyi benzer ölçekli birçok ülkeye kıyasla daha avantajlı bir konuma taşıdığını ifade etti. Bu avantajın kalıcı hale gelmesinin, mevcut politikaların sürekliliğine, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine ve uzun vadeli stratejik vizyonun korunmasına bağlı olduğunu vurguladı.
Sonuç olarak, ABD-İsrail-İran savaşı’nın küresel enerji sisteminin kırılganlıklarını derinleştirirken, yeni bir güç dengesi ve enerji mimarisi doğurduğunu belirten Avşar, Türkiye’nin geliştirdiği çeşitlendirilmiş ve esnek enerji yapısı sayesinde kısa vadeli şokları yönetebilen, orta vadeli dönüşümlere adapte olabilen ve uzun vadeli paradigmalara hazırlık yapan bir ülke profili çizdiğini söyledi. Asıl belirleyici olanın, bu krizlerle dolu geçiş döneminin stratejik bir fırsat olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği olduğunu ve Türkiye’nin mevcut yöneliminin, bu fırsatı okuyabilen ve enerji alanında daha bağımsız, daha dirençli ve daha etkili bir aktör olma hedefini sistematik biçimde inşa eden bir yaklaşımı yansıttığını sözlerine ekledi.