Haberi Paylaş...

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı köşe yazısında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki mevcut durumu ve tarihsel süreçteki bölünmeleri mercek altına aldı. Avşar, partide yaşananların “arınma mı yoksa ayrılma mı?” sorusunu sordurarak, parti içi iktidar mücadelesinin geldiği boyutu değerlendirdi.

CHP Tarihinde Bölünmeler ve Ayrılıklar

Prof. Dr. Avşar, CHP’nin kuruluşundan bu yana pek çok bölünme, ayrılma ve ayrışma yaşadığını belirtti. Bu durumun, parti tarihinin hizip mücadeleleri, liderlik krizleri ve kavgalı günler ile iç içe geçtiğini vurguladı. İlk büyük ayrılığın, Milli Mücadele önderlerinden Kazım Karabekir ve arkadaşlarının 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurmasıyla yaşandığını hatırlattı. Ardından, Fethi Okyar’ın 1930’da kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın da kontrollü bir muhalefet denemesi olduğunu ancak CHP içindeki farklı eğilimlerin siyasi hareketlere dönüşme potansiyelini gösterdiğini ekledi.

Çok partili hayata geçiş sürecinde Celal Bayar, Adnan Menderes gibi isimlerin CHP’den ayrılarak Demokrat Parti’yi kurmasının, partinin tarihindeki en başarılı kopuş hareketi olduğunu ve Türk siyaseti için bir dönüm noktası teşkil ettiğini ifade etti. 1960’larda Bülent Ecevit’in “Ortanın Solu” yaklaşımına karşı çıkanların Güven Partisi’ni kurması ve 1970’lerde Ecevit ile İsmet İnönü arasındaki liderlik mücadelesi de Avşar’ın analizinde yer buldu.

12 Eylül Sonrası ve Günümüzdeki Ayrışmalar

12 Eylül 1980 darbesinin ardından Halkçı Parti, SODEP, SHP ve DSP gibi yapıların ortaya çıktığını belirten Avşar, 1990’larda CHP’nin yeniden açılmasından sonra merkez solda yaşanan rekabeti de dile getirdi. Ecevit’e karşı çıkanların DSP’yi bölerek YTP’yi kurması ve sonrasında Kemal Derviş, İsmail Cem gibi isimlerin bu partiden beklentilerin altında kalması da hatırlatıldı.

Deniz Baykal döneminde Mustafa Sarıgül’ün parti içi muhalefetini ve daha geniş kesimlere ulaşma çağrılarını aktaran Avşar, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde muhafazakâr seçmenle temas kurma çabalarının ve bu stratejinin bazı çevrelerce eleştirildiğini belirtti. Emine Ülker Tarhan’ın Anadolu Partisi’ni, Yaşar Nuri Öztürk’ün Halkın Yükselişi Partisi’ni ve Öztürk Yılmaz’ın Yenilik Partisi’ni kurması gibi ayrılık denemelerinin kalıcı etki yaratmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu dönemindeki en önemli kopuşun Muharrem İnce’nin Memleket Hareketi ve Memleket Partisi’ni kurması olduğunu ifade eden Avşar, 2023 seçimleri sonrasında Özgür Özel’in genel başkan seçilmesiyle parti içinde yeni bir liderlik mücadelesi aşamasına girildiğini vurguladı.

Geleceğe Yönelik Bölünme Tehlikesi

Prof. Dr. Avşar, özellikle 21 Mayıs 2026’daki mutlak butlan kararının CHP’yi yeni bir bölünmenin eşiğine getirdiğini öne sürdü. Kemal Kılıçdaroğlu ekibi ile Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ekibi arasındaki iktidar mücadelesinin, İmamoğlu-Özel ekibini yeni bir parti kurmaya itebileceği yorumunu yaptı. Bu durumun, CHP’nin yüz yıllık tarihinde sıkça karşılaşılan bölünme ve ayrışma potansiyelini yeniden gündeme taşıdığını belirtti.

Avşar, CHP’nin nasıl bir parti olması gerektiği sorusunun (devlet partisi mi, sosyal demokrat kitle partisi mi, merkez parti mi, ulusalcı Cumhuriyet partisi mi, yoksa çoğulcu muhalefet partisi mi?) değişmediğini ve parti içindeki bölünmelerin bu soruya verilen farklı cevapların bir sonucu olduğunu savundu. Son olarak, daha önce CHP’den ayrılıp parti kuran ancak partilerini kapatıp geri dönen Sarıgül, Tarhan ve İnce’nin de bu süreçle birlikte CHP’den bir kez daha ve kalıcı olarak ayrılma ihtimalinin yüksek olduğunu dile getirdi.

Tatlı Blog
Tatlı Blog