Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı köşe yazısında, 21. yüzyılın uluslararası sisteminin klasik güç dengesi teorilerini aştığını ve çok boyutlu bir rekabet alanına dönüştüğünü belirtti. Günümüz devletlerinin küresel sistemdeki ağırlığının, askeri kapasitenin yanı sıra diplomatik erişim, kriz yönetimi, arabuluculuk becerisi, coğrafi avantajların stratejik kullanımı ve kurumsal meşruiyet üretme gücüyle ölçüldüğünü vurguladı.
Bu bağlamda, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinin Ankara’da düzenlenmesinin Türkiye için sıradan bir organizasyon başarısından çok daha fazlasını ifade ettiğini dile getiren Avşar, zirvenin Türkiye’nin küresel güvenlik mimarisindeki yerini sağlamlaştıran, stratejik otonomisini görünür kılan ve bölgesel liderliğini kurumsallaştıran tarihsel bir fırsat olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Avşar, Türkiye’nin NATO içindeki konumunun salt üyelik statüsü üzerinden okunmasının eksik ve yanıltıcı olacağını belirterek, Türkiye’nin NATO’nun doğu ve güney kanadını aynı anda taşıyan büyük bir güç olduğunu söyledi. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın şekillendirdiği Karadeniz güvenlik denklemi ile Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’daki istikrarsızlık göz önüne alındığında, Ankara’nın güvenlik merkezli karar süreçlerindeki öneminin katlanarak arttığını vurguladı. NATO zirvesinin Ankara’da yapılması, bu jeostratejik gerçekliğin ittifak tarafından fiilen tescil edilmesi anlamına geliyor.
Bu durumun ilk ve en önemli getirisi, jeopolitik merkeziliğin kurumsal teyididir. Türkiye, Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Akdeniz’i birbirine bağlayan merkezî konumuyla sadece bir transit ülke değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisinin düğüm noktasıdır. NATO liderlerini Ankara’da buluşturmak, bu merkeziliği sembolik düzeyin ötesine taşıyarak stratejik bir gerçeklik haline getirmektedir. Zirve ev sahipliği, Türkiye’ye “vazgeçilmez aktör” statüsünü güçlendiren önemli bir sembolik sermaye kazandırmaktadır.
Zirvenin ikinci büyük kazanımının Türkiye’nin diplomatik manevra alanını genişletmesi olduğunu belirten Avşar, yüz yüze diplomasinin dijital diplomasiye kıyasla daha yüksek etkiye sahip olduğunu ifade etti. Ankara’nın bu zirve sayesinde ev sahibi ve gündem belirleyen bir moderatör konumuna yükseldiğini, bu bağlamda özellikle ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere ile ilişkilerde yeni sayfalar açılabileceğini belirtti. Savunma sanayi iş birlikleri, teknoloji transferi, enerji güvenliği ve bölgesel kriz yönetimi gibi alanlarda ikili kazanımlar elde edileceğini sözlerine ekledi.
Üçüncü kazanım olarak ise savunma sanayi ve teknolojik kapasitenin uluslararası görünürlüğünün artması gösterildi. Türkiye’nin savunma sanayisindeki ciddi yapısal dönüşümü, özellikle Bayraktar TB2, KAAN gibi projelerle dışa bağımlılık oranını düşürdü. NATO zirvesinin Ankara’da gerçekleşmesi, bu kapasitenin müttefik karar vericiler tarafından doğrudan gözlemlenmesini sağladı. Savunma sanayii, ekonomik olduğu kadar diplomatik kaldıraç da üretmektedir; kendi güvenlik teknolojisini geliştirebilen ülkeler, ittifaklar içinde daha fazla stratejik özerklik elde eder.
Dördüncü boyut olarak ekonomik güven ve yatırım algısı üzerindeki etkiye değinildi. NATO gibi yüksek güvenlikli bir organizasyonun Ankara’da sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesi, Türkiye’nin altyapı, güvenlik koordinasyonu, lojistik yönetim ve kamu kapasitesi açısından yüksek standartlara sahip olduğunun uluslararası yatırımcılara gösterilmesi anlamına gelmektedir. Başarıyla düzenlenen zirve, Türkiye’nin risk primi, yatırımcı güveni ve uluslararası marka değeri üzerinde olumlu etki oluşturarak doğrudan yabancı yatırımları orta vadede destekleyebilir.
Beşinci ve son derece kritik unsur olarak ise Türkiye’nin stratejik otonomi tezinin güçlenmesi vurgulandı. Son yıllarda Türk dış politikası, klasik blok bağımlılığı yerine denge siyaseti ve çok yönlü diplomasi ekseninde yeniden yapılandırılmıştır. Türkiye, bir NATO üyesi olarak Batı güvenlik mimarisinin parçası olmayı sürdürürken, bölgesel krizlerde bağımsız pozisyon alabilen bir aktör olduğunu göstermiştir. Bu stratejik otonomi, uluslararası ilişkilerde “hedging strategy” olarak tanımlanan dengeleme yaklaşımıyla uyumludur. Ankara’nın ne tam bağımlılık ne de tam kopuş stratejisi izleyerek milli çıkar eksenli esnek denge siyaseti yürütmesi, NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasının müttefikler tarafından kabul gördüğünün bir işaretidir.
Sonuç olarak, NATO zirvesinin Ankara’da düzenlenmesi; jeopolitik ağırlığın teyidi, diplomatik etki alanının genişlemesi, savunma sanayii kapasitesinin görünürleşmesi, ekonomik güvenin artması ve stratejik otonominin kurumsallaşması gibi çok katmanlı faydalar üretmektedir. Bu zirve, Türkiye’nin bölgesel ve küresel güvenlik düzeninin oluşumuna doğrudan yön veren başat aktörlerden biri olduğunun ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında çok kutuplu dünyada merkez ülke olma iddiasının somutlaşmış halinin dünyaya verilmiş güçlü bir ilanıdır.