Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı ‘Koza Buluşmaları’ etkinliğinde bu ayın konuğu, edebiyatımızın önemli isimlerinden Hakan Bıçakçı oldu. Bursa’daki okurlarla buluşan Bıçakçı, son öykü kitabı ‘Geçici Manzara’ üzerinden kentin tekinsizliğini, yabancılaşma hissini ve modern yaşamın getirdiği zorlukları samimi bir dille paylaştı.
Koza Kütüphanesi’nde gerçekleşen söyleşide, ‘Yamuk Zeminler, İnce Sızıntılar ve Geçici Manzalar’ başlığı altında Hakan Bıçakçı, 12. kitabı olan ‘Geçici Manzara’yı merkeze alarak yazarlık serüvenini, dil anlayışını ve şehirle kurduğu karmaşık ilişkiyi dinleyicilerle paylaştı. Edebiyatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Bıçakçı’nın özgün anlatımı büyük beğeni topladı.

“Edebiyatın Gücü Karşı Tarafa Ne Hissettirdiğinizde Saklıdır”
Yazım sürecindeki motivasyonlarını anlatan Hakan Bıçakçı, edebiyatın sadece bir öfke boşaltma alanı olmadığını vurguladı. Yazarken didaktik bir üsluptan kaçındığını belirten Bıçakçı, şu önemli noktalara değindi: “Bir durumdan rahatsız olmak, sanat için güçlü bir başlangıç noktası olabilir ancak aynı zamanda tehlikeli de. Sadece nefreti kusup rahatlamak edebiyatın amacı değil. Önemli olan sizin ne hissettiğiniz değil, okurda uyandırdığınız histir. Edebiyatın gerçek gücü buradan beslenir. Bu nedenle öfkemi her zaman kontrol altında tutarım; bastırılan duyguların okur ve yazar arasında ortak bir zeminde buluşmasını yeğlerim.”
Son kitabı ‘Geçici Manzara’nın, diğer eserlerinden farklı olarak, öykülerin belirli bir amaca hizmet etmeden, kendiliğinden bir araya gelerek oluştuğunu ifade eden yazar, günümüz dilindeki yabancılaşma olgusunun altını çizdi.
Günümüzü bir “aforizma çağı” olarak tanımlayan Hakan Bıçakçı, süslü ve gösterişli cümlelerle okuru etkileme çabasından uzak durduğunu dile getirdi. Sade bir dil kullanmanın en zorlu süreçlerden biri olduğunu belirten Bıçakçı, şunları söyledi: “Okuru anlatıcıyla değil, doğrudan karakterin durumuyla yüzleştirmek istiyorum. Aradan çekilerek okuru bir tanık konumuna yerleştirmeye çalışıyorum. Hedefim şeffaf ve yalın bir dil yakalamak. Ancak günümüzde YouTube ve TikTok gibi platformların yükselişiyle her şey görselleşiyor, dil de bu görselleşmeden nasibini alıyor. Kitaplar yazılmaya devam etse de, okur kitlesi giderek daralıyor. Her şey izlemeye evriliyor. Hikayeler her zaman var olacak ve bir ihtiyaç olmaya devam edecek, ancak bu ihtiyacımızı artık daha çok dizi, film ve dijital platformlar karşılıyor. Betimlemeler giderek kayboluyor, her şey görselliğe aktarılıyor.”
Şehirle olan ilişkisini “aşk-nefret” olarak tanımlayan Bıçakçı, metinlerinde klasik doğa betimlemeleri yerine şehrin kusurlarını, pürüzlerini kullandığını belirtti. Bozuk kaldırımlar, titreyen floresan ışıkları ve damlayan sular gibi unsurların kendisi için ilham kaynağı olduğunu söyleyen yazar, şehir kurgularında adeta karakterleri yutan bir canavar gibi konumlandığını ifade etti.
Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Hakan Bıçakçı, okurları için son kitabı ‘Geçici Manzara’yı imzalayarak etkinliği noktaladı. Etkinliğin sonunda yazara günün anısına bir hediye takdim edildi.