Haberi Paylaş...

Spor yazarı Ömer Gürsoy, bir şehrin gelişiminin ekonomisi ve sosyolojisiyle birlikte en net şekilde kulüplerine yansıdığını belirterek, Türkiye’de tenis alanında öne çıkan bir kavramın ‘şehir kulübü’ olduğunu vurguladı. Gürsoy’a göre bir kulüp, sadece kortlardan ibaret bir yer değil; insanların sosyalleştiği, nefes aldığı bir yaşam alanı ve aynı zamanda ülkenin tenis geleceğini inşa eden bir üretim sahasıdır.

Gerçek bir ‘şehir kulübü’ olmanın iki temel sorumluluğu beraberinde getirdiğini ifade eden Gürsoy, bunların hem üyelerin sosyal hayatına değer katmak hem de sporcu yetiştirmek olduğunu söyledi. Bu dengenin Türkiye’de birçok yerde bozulduğuna dikkat çeken Gürsoy, özellikle kamu arazileri üzerinde yükselen bazı kulüplerin tenisi bir amaçtan çok sosyalleşme aracı haline getirdiğini eleştirdi. Kamu imkanlarının daha fazla sporcu yetiştirme ve daha fazla katkı sağlama sorumluluğunu da beraberinde getirmesi gerektiğini belirtti.

‘Şehirlerin Kulübü’ Kavramı ve ATDSK

Gürsoy, bu anlayışın ötesine geçen ve sadece kendi şehirlerine değil, ülkenin dört bir yanına hizmet eden kulüpleri ‘şehirlerin kulübü’ olarak tanımladı. Bu tür kulüplerin turnuvalar, kamplar ve milli takım süreçleriyle farklı şehirlerden sporcuları da bünyesine kattığını ifade etti. Türkiye’deki bu tanımın en güçlü örneklerinden birinin ise Adana Tenis Dağcılık ve Su Sporları Kulübü (ATDSK) olduğunu belirtti.

ATDSK’nın Adana’da şehrin önemli buluşma noktalarından biri olduğunu, yüzlerce üyesiyle sosyal hayatın merkezinde yer aldığını ve kortlarında geleceğin milli sporcularının yetiştiğini anlatan Gürsoy, kulübü farklı kılanın sadece modern tesisleri değil, aynı zamanda arkasındaki vizyon olduğunu söyledi. Kulübün, altyapıdan A Milli takım seviyesine uzanan, uluslararası iş birlikleriyle beslenen ve hem yerel hem de evrensel bir tenis aklıyla hareket eden bir sistem kurduğunu vurguladı.

Geleceğe Yönelik Öneriler

Yıllar içinde milli takıma kazandırılan sporcuların bu yaklaşımın en somut göstergesi olduğunu belirten Gürsoy, ATDSK’nın kapılarını kapatmadığını, aksine turnuvalar düzenleyerek ve sporcuları ağırlayarak Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen gençlere fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Bu nedenle ATDSK’nın bir ‘şehir kulübü’ olmanın ötesine geçerek gerçek bir ‘şehirlerin kulübü’ haline geldiğini ifade etti.

Kulüp başkanı Ali Refah Keskin ve yönetim kurulu üyelerini bu vizyonları için kutlayan Gürsoy, bu modelin sadece Adana için değil, Türk tenisi için de önemli bir örnek teşkil ettiğini söyledi. ATDSK modelinin Türkiye’nin her ilinde yaygınlaşmasıyla Türk tenisinin çok daha güçlü bir mesafe kat edeceğine inandığını belirten Gürsoy, bu modelin paylaşan, üreten ve geliştiren bir anlayışı temsil ettiğini ve Türk tenisinin bugünkü ihtiyacının tam olarak bu model olduğunu sözlerine ekledi. Gürsoy, tenis ancak paylaşıldıkça büyür ve bazı kulüplerin sadece bir şehre değil, bir ülkeye ait olduğunu vurguladı.

Tatlı Blog
Tatlı Blog