ANKARA – BHA
SESA Enstitüsü Direktörü ve TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Veysel Ayhan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın karşı hamlelerinin modern savaşın doğasında köklü bir dönüşüme yol açabileceğini belirtti. Bu dönüşümün yalnızca askeri teknolojilerle sınırlı kalmayıp, savaşın ekonomik, ideolojik ve kurumsal boyutlarını da yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Ayhan, yüksek maliyetli konvansiyonel sistemlerin düşük maliyetli asimetrik tehditler karşısında sınırlarının görünür hale geldiğini ifade etti. Savaşın maliyet-etkinlik ve sonuç üzerindeki etkisinin yeniden tanımlandığını kaydeden Ayhan, askeri kapasitenin yer altına taşınması, dağıtık komuta yapıları ve “mozaik savunma” gibi doktrinlerin askeri dayanıklılığın esneklik ve süreklilik üzerinden şekillendiğini gösterdiğini söyledi. Ayrıca, sivil teknolojiler ve açık kaynak istihbaratın yükselişinin, savaş alanında bilgi üstünlüğünün devlet tekelinden çıkarak çok aktörlü bir yapıya evrilmesine neden olduğunu belirtti.
Modern Savaşın Yeni Paradigmaları
Prof. Dr. Veysel Ayhan’ın analizine göre, modern savaşın değişen dinamikleri şu başlıklar altında incelenebilir:
- Uçak Gemilerinin Sınırları: Yüksek maliyetli konvansiyonel silah sistemleri, düşük maliyetli ve asimetrik tehditler karşısında yetersiz kalabiliyor. İran’ın füze ve insansız hava araçları kapasitesi, Amerikan uçak gemileri gibi platformların hareket üstünlüğünü sınırlıyor.
- Yer Altının Önemi: Yer altına entegre edilmeyen askeri kapasiteler, düşman tarafından kolayca etkisiz hale getirilebilir. İran’ın askeri tesislerini yer altına inşa etmesi, kritik unsurlarını koruma altına almasını sağlıyor.
- Dağıtık ve Esnek Savunma: “Mozaik savunma” doktrini, merkezi komuta yapılarının parçalanmasına karşı direnç üreten, yerelleşmiş ve yarı otonom bir savaş kapasitesi anlayışına dayanıyor. Bu, daha esnek ve dayanıklı bir savaş stratejisinin öne çıktığını gösteriyor.
- Teopolitik Yapıların Yükselişi: Siyasal, askeri ve direniş anlayışını dini referanslardan besleyen yönetim ve askeri yapıların yeniden öne çıktığı bir döneme giriliyor. Savaş, jeopolitik çıkarların yanı sıra ideolojik ve inanç temelli bir zeminde de yürütülüyor.
- Sivil Teknoloji ve Açık Kaynak İstihbarat: İstihbarat artık devletlerin tekelinde değil. Ticari uydu görüntüleri, yapay zekâ destekli analizler ve açık kaynak istihbarat araçları, askeri hareketliliğin anlık takibini mümkün kılarak operasyonel gizliliği aşındırıyor.
- Maliyet-Etkinlik Dengesi: Düşük maliyetli insansız hava araçları ve seyir füzelerinin yoğun kullanımı, yüksek maliyetli savunma sistemlerinin sınırlarını zorluyor. Modern savaş, nicelik, süreklilik ve maliyet-etkinlik dengesine dayalı bir karakter kazanıyor.
- Ulus Devletleri Zorlayan Stratejiler: Çatışmaların vekil aktörler üzerinden farklı coğrafyalarda yürütülmesi, savaşın klasik cephe mantığından uzaklaştığını gösteriyor. Paramiliter yapılar ve yarı otonom grupların artan etkisi, merkezi otoritenin güvenlik üzerindeki tekelini zayıflatıyor.
- Savaşın Maliyetinin Küreselleşmesi: Çatışmalar, enerji altyapıları ve deniz ticaret yolları gibi küresel sistemin kritik unsurlarını hedef alarak savaşın etkilerini bölgesel sınırların ötesine taşıyor. Bu durum, küresel ekonomik sistem üzerinde yaygın ve çok katmanlı maliyetler üretiyor.
Prof. Dr. Ayhan, tüm bu gelişmelerin 2026 Ortadoğu Savaşı’nın modern savaşın yeni paradigmasını temsil ettiğini ve geleceğin savaşlarının yalnızca silahların değil, sistemlerin, ağların ve stratejik dayanıklılığın rekabeti üzerinden şekilleneceğini ortaya koyduğunu sözlerine ekledi.