Anasayfa / Gündem / Türkiye İMSAD’dan Dünya Su Günü Mesajı: Su ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Vurgusu

Türkiye İMSAD’dan Dünya Su Günü Mesajı: Su ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Vurgusu

Türkiye İMSAD'dan Dünya Su Günü mesajı: Su ve toplumsal cinsiyet eşitliği vurgusu yapıldı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1993 yılında ilan edilen ve her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü, bu yıl “Su ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” temasıyla idrak ediliyor. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, suya ve sanitasyon hizmetlerine adil erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak, küresel su krizinin toplumsal eşitsizlikleri nasıl derinleştirdiğine dikkat çekti.

“Su aktıkça eşitlik büyür” sloganıyla yürütülen bu yılki kampanyada, güvenli içme suyuna ve sanitasyona erişimin önemi bir kez daha hatırlatılıyor. Suya erişimde yaşanan eşitsizliklerin, toplumların sosyal ve ekonomik gelişimini olumsuz etkilediği belirtilirken, su yönetiminde kapsayıcı yaklaşımların güçlendirilmesi ve tüm toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını gözeten politikaların geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

“Su Krizi Toplumsal Eşitsizlikleri Derinleştiriyor”

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, küresel su krizinin sadece doğal kaynakların azalmasıyla sınırlı kalmadığını belirterek, “Dünya genelinde su kaynakları üzerindeki baskı artarken, suya ve sanitasyon hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler de daha görünür hale geliyor. Birçok bölgede su temini sorumluluğunu kadınlar ve kız çocukları üstleniyor. Bu durum eğitim, sağlık ve ekonomik hayata katılım gibi birçok alanda eşitsizlikleri derinleştiriyor. Bu nedenle su yönetimi politikalarının sosyal boyutunun da güçlü şekilde ele alınması gerekiyor. Toplumsal refah ve eşitlik için hayati olan suyun korunmasında, sanayi ve yapı sektörüne de büyük görevler düşüyor” dedi.

“Türkiye Su Stresi Yaşayan Ülkeler Arasında”

Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Savcı, “Falkenmark İndeksi’ne göre kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.700 ile 1.000 metreküp arasında olduğu ülkeler ‘su sıkıntısı’ yaşayan ülkeler olarak kabul ediliyor. Türkiye’de ise 2022 yılı itibarıyla kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı yaklaşık 1.313 metreküp seviyesinde bulunuyor. Nüfus artışıyla birlikte bu miktarın 2030 yılından sonra 1.000 metreküpün altına düşmesi bekleniyor. Gerekli tedbirlerin alınmaması halinde Türkiye’nin yakın gelecekte su kıtlığı yaşayan ülkeler arasına girmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle kuraklık ve su kıtlığı riskine karşı mevcut su kaynaklarımızın verimli, planlı ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

“Yapı Sektörü Su Verimliliğinde Önemli Bir Rol Üstleniyor”

İnşaat ve yapı sektörünün su verimliliği açısından önemli bir sorumluluk taşıdığını belirten Savcı, “Yapı malzemesi üretiminde kullanılan tekniklerin ve süreçlerin su ayak izini azaltacak şekilde geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Araştırma ve geliştirme faaliyetleri sayesinde daha dayanıklı ve uzun ömürlü ürünlerin hayata geçirilmesi, yapıların kullanım sürecinde yenileme ve değiştirme ihtiyacını azaltarak dolaylı olarak su tüketiminin düşürülmesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte üretimde kaynak verimliliğinin artırılması, yani demateryalizasyon yaklaşımının benimsenmesi de su ayak izini azaltan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor” dedi.

Savcı, üretim süreçlerinde su ayak izinin azaltılmasına yönelik yaklaşımlara da değinerek, “Yalın ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda üretim süreçlerinde hata payının azaltılması, atık seviyelerinin minimuma indirilmesi ve toplam kalite yönetimi prensiplerinin uygulanması da su ayak izinin düşürülmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca üretim tesislerinin hammadde ve tedarik noktalarına yakın konumlanması, taşıma ihtiyacını azaltarak yalnızca karbon emisyonlarını değil, enerji üretimi için kullanılan su miktarını da dolaylı olarak azaltabiliyor. Bununla birlikte suyun verimli kullanımı, kaynakların kullanım süresini uzatmayı ve atık oluşumunu azaltmayı hedefleyen döngüsel ekonomi yaklaşımının da temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla su verimliliğini artıran üretim ve kullanım modellerinin yaygınlaştırılması, etkin ve sorumlu kaynak yönetimi açısından büyük önem taşıyor. Tüm bu uygulamalar, inşaat malzemesi sanayisinin su kaynaklarının daha verimli ve sürdürülebilir kullanılmasına katkı sunmasını mümkün kılıyor” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir