Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, paranoya, şizofreni ve paranoid kişilik yapısı arasındaki farklara ışık tuttu. Paranoyanın en belirgin özelliğinin ‘hezeyan’ yani sanrı olduğunu vurgulayan Tan, hastaların bu yanlış inançlarını kabullenmekte zorlandığını ve bu durumun tedaviyi güçleştirdiğini belirtti.
Hezeyanı, “mantıklı bir tartışmayla değiştirilemeyen yanlış inanç” olarak tanımlayan Prof. Dr. Tan, paranoya yaşayan bireylerin sıklıkla takip edildiğine, zarar göreceğine veya tehdit altında olduğuna dair düşünceler geliştirdiğini söyledi. Bu kişilerin, örneğin ‘beni takip ediyorlar’ veya ‘evime kamera yerleştirmişler’ gibi düşüncelere kesin olarak inandığını ve aksini kabul etmediğini ifade etti.

Tan, paranoyanın sadece takip edilme düşünceleriyle sınırlı kalmayabileceğini, bazı vakalarda mistik veya büyüklük hezeyanlarının da görülebileceğini belirtti. Bu durumlarda bireylerin kendilerini peygamber, önemli bir mucit veya özel güçlere sahip biri olarak görebileceği ifade edildi.
Paranoya gelişiminde hem çevresel hem de biyolojik faktörlerin rol oynayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tan, özellikle esrar, kokain, metamfetamin gibi maddelerin yanı sıra uzun süreli alkol kullanımının risk oluşturduğunu vurguladı. Ayrıca, aşırı bilgiye maruz kalmanın da yatkınlığı artırabileceği uyarısında bulundu.
Prof. Dr. Tan, paranoya ile şizofreni arasındaki temel farklara da değindi. Şizofrenide hezeyanların daha dağınık ve tutarsız olabildiğini, buna karşın paranoyada ise bireylerin düşüncelerini daha sistemli bir şekilde savunduğunu belirtti. Paranoya hastasının kendi hezeyanlarını destekleyecek kanıtlar arayabileceğini ve tutarlılık çabası güdebildiğini, şizofrenide ise bu durumun daha az belirgin olduğunu ekledi. Öte yandan, paranoya yaşayan kişilerin günlük yaşam işlevlerini büyük ölçüde sürdürebildiği de ifade edildi.
Tan, paranoyanın paranoid kişilik yapısından farklı olduğunu da vurguladı. Paranoid kişilikte genel bir güvensizlik ve şüphecilik hali bulunsa da, genellikle tek bir kesinleşmiş sanrı (hezeyan) durumu söz konusu olmadığını belirtti.
Tedavi sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tan, paranoya hastalarının önemli bir kısmının hasta olduğunu kabul etmediğini ve bu durumun tedaviyi zorlaştıran en büyük engel olduğunu söyledi. Hastaların, ‘ben hastayım’ demek yerine kendi düşüncelerinin doğruluğuna inandığını belirten Tan, buna rağmen tedaviye olumlu yanıt veren hastaların bulunduğunu ve tedavinin gerekliliğini vurguladı.