Haberi Paylaş...

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkanvekili ve Star Gazetesi yazarı Avukat Cüneyd Altıparmak, mesleki etik ve gazetecilik ilkeleri üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Hafta sonu gerçekleştirilen TİMBİR Genel Kurulu’nda konuşan Millî Güvenlik Kurulu Eski Genel Sekreteri Vali Seyfullah Hacımüftüoğlu’nun vurguladığı ‘lekelememe görevi’ kavramını ele alan Altıparmak, bu ilkenin gazetecilik ve genel toplumsal iletişimde insan onurunu merkeze alması gerektiğini belirtti.

Hacımüftüoğlu’nun konuşmasından alıntılarla sözlerine başlayan Altıparmak, en temel insan hakkının ‘lekelenmeme hakkı’ olduğunu hatırlattı. Gazeteciliğin sadece haber verme mesleği olmadığını, aynı zamanda insan onurunu koruma sorumluluğu taşıdığını vurgulayan Altıparmak, şöyle devam etti:

  • “Haberin merkezinde olay değil, insan vardır. Hiç kimsenin itibarı, doğruluğu teyit edilmemiş bilgi ve değerlendirmelerle zedelenmemelidir.”
  • “Karşımızdakinin de insan olduğunu unutmayalım. Yaptığımız her haberin, her yorumun ve her paylaşımın muhatabının bir insan olduğunu unutmamalıyız. Medyanın temel ahlakı da burada başlar.”
  • “Kurumları ayakta tutan şey unvanlar değil, ilkelerdir. Etik ilkelerini koruyan kurumlar güven kazanır; güven kazanan kurumlar ise uzun ömürlü olur.”
  • “Bir haberin hukuken doğru olması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda vicdani olarak da adil olmalıdır. Gazetecilik yalnızca bilgi üretmek değil, adalet duygusunu da koruyabilmektir.”
  • “Teknoloji değişebilir, yayın mecraları dönüşebilir, iletişim araçları çeşitlenebilir. Ancak değişmeyen tek gerçek, bütün iletişimin insana yönelik olduğudur. İnsan odaklı olmayan hiçbir iletişim modeli sürdürülebilir değildir.”

Bilginin Hızı ve Güvenlik Sorunu

Kongrede TİMBİR Başkanı Dr. Süleyman Basa da dijital medyanın hızına dikkat çekerek, bilginin yayılma hızının beraberinde getirdiği nitelik sorununa değindi. Gerçek bilginin yanı sıra yanlış bilginin de aynı hızla yayıldığını belirten Basa, güvenilir medyanın öneminin her zamankinden daha fazla olduğunu ifade etti. Medya temsilcileri de bu duruma çözüm olarak, medya mensupluğunun belirli şartlara bağlanması ve gazeteciliğin gerçek bir meslek olarak tanımlanması gerektiğini savundu.

Algoritmaların Hukuki Sorumluluğu Tartışması

Altıparmak, daha önceki yazılarında da bahsettiği İstanbul Aile Vakfı’nın sosyal medya şirketlerine açtığı davaya da değindi. X’in avukatının sunduğu cevap dilekçesinde, ABD’deki ‘U.S. Communications Decency Act’ ve ‘Section 230(c)(1)’ hükümlerinin Türk hukukunda karşılığı olmadığına dair savunmayı çarpıcı bir gerçek olarak niteledi. Bu durumun, Türkiye’de sosyal medya algoritmalarının hukuki sorumluluğunu düzenleyen açık bir yasal zeminin bulunmadığı anlamına geldiğini belirtti. Altıparmak, bu eksikliğin, dijital dünyada çocukların güvenliğini sağlama konusunda endişeler yarattığını ve hukuki denetim mekanizmalarının yetersizliğine işaret ettiğini sözlerine ekledi.

Tatlı Blog
Tatlı Blog